19 Ekim 2012 Cuma

Kahve&Çikolata

Photobucket 

Eylül ayında canım arkadaşım Handan beni ziyarete geldi. Yakındaki bir şehirde işi vardı. Bu kadar yakınına gelmişken seni de görmek isterim dedi. Çok özlemiştik birbirimizi çok iyi oldu. Arkadaşımın ziyareti, bana elimde olanların kıymetini bilmediğimi farkettirdi. Yani hep negatife odaklandığımı. Canım taa İzmir'den geldi buraya. Hiç bir şey yapmamıza gerek yok. Evde oturup çay içip, sohbet etsek yeter dedi. Bense o aralar filanca arkadaşım, kuzenim aynı semte geldi beni aramadı, dibime kadar geldi haber vermedi diye mız mızlanıyordum. Oysa, Handan gibi tek bir arkadaşının olması bile büyük bir kazanç. İyi ki tanışmışız. Gelmişken bir Düşes ile de görüşelim istedik. Kendisinin blogunda defalarca yazdığı ve benim çok merak ettiğim küçük, hayır minik bir butik cafeye gittik.



Çengelköyde'ki bu minicik mekân sadece 7 yıllık olmasına rağmen eski İstanbul'dan kalma gibi. İçeride 2 kişi aynı anda ayakta zor duruyor ama oldukça fazla müşterisi var. Gitmeden evvel Düşes Seyhan iki de bir sen beğenmezsin diye şartladı beni. Neymiş efendim hiçbir şeyi beğenmiyormuşum. Yanlış! Herşeyi beğenmediğim doğru. :) Ama ikisi arasında fark var öyle değil mi? İçeri girdiğim anda büyülendim. Sırıtık, sırıtık etrafı incelemeye başladım. Seyhanda önce delirdi mi acaba diye düşündü. Sonra anladı ki, çok beğendim cafeyi. Gülümsemem keyiftendi. Çok beğendim, o kadar çok beğendim ki, yeniden gitmek için sabırsızlanıyorum. Şekerim, sadece tek bir kahve ile anında tavana vurduğu için çikolatalardan tadamadım. Bir daha ki gidişimde onları da deneyeceğim. Sizin de yolunuz Çengelköye düşerse, bu küçücük cafeye uğramayı ve bir kahve içmeyi ihmal etmeyin.



Vav harf ile ilgli herşeyi çok severim. Kolye mesela ;)



Kuzum iyi ki geldin. Hem hasret giderdik, hem de sayende bu özel mekâna gitme fırsatı bulduk :)
Devamını Oku

10 Ekim 2012 Çarşamba

Yitirmeli ne varsa...

Image and video hosting by TinyPic

Başlamalı yeniden diyor, Sezen Aksu bir şarkısında. Ben de işten ayrıldım bu sözlere sığınıp. Çok kısa sürede özellikle zihinsel açıdan çok yıprandım. İşten, iş yükünden değil de karmaşadan, belirsizlikten ve ne yaparsam yapayım asla yeterli olamamaktan yoruldum. Tabii aslında bu, yöneticilerin daha çok çabalaman için yaptığı basit ve amatör bir taktik. Ben işimi çok düzgün yaptım, hiç bir pişmanlığım yok. Hatta minnetarım işverenlerime. Eğer bu 6 ay süresince uğraşacak bir şeyim olmasaydı, yas sürecini atlatamaz çok büyük bunalımlara girerdim. Güzel insanlar tanıdım. Yüzüne gülüp, arkandan iş çeviren insanların her koşulda var olduğunu da gördüm. Ailemin varlığına şükrettim binlerce kez. Çünkü onlar olmasaydı, bazı şeylere katlanmama şansım olmazdı. Dolayısıyla mutsuzluğum katlanarak artardı her geçen gün. Bu sayfada burada kapandı. İyi dileklerle ayrıldım iş yerimden. Umarım en kısa sürede bir düzen oturtur, hak ettikleri yere gelirler. Ben şimdilik Nisandan beri ertelediğim şeyleri yapacağım, biraz evde oturup, sonra iş arayacağım. Her şey kısmet. Bir kapı, kapanırsa bir diğeri açılır derler, yaşayıp göreceğiz. Bana şans dileyin :)
Devamını Oku

Pages

Blogger tarafından desteklenmektedir.

Ara ki bulasın

© 2011 Kızsal Şeyler İşte, AllRightsReserved.

Designed by ScreenWritersArena