Pazar günü son zamanlarda gördüğüm en tatlı, en güzel bebeklerden biri olan Ayşe Rana'yı gördüm. Mecburen annesi de geldi. Eh annesi gelince onu getirmek için mecburen babası da geldi. Emin kuşu zaten bırakmak olmazdı. :)
İlkay ile ne zaman dışarıda görüşecek olsak. Olmayacak aksilikler bizi buluyor. Gerçi bundan İlkayın kontesliğinin de payı var :) Bakırköyde değil de, önerdiğim gibi Şişlilde buluşabilseydik, bütün bunlardan etkilenmeyecektik. Aksilik mi desem doğal afet mi? Evden çıkmadan önce dolu yağdı. Ben pencereden seyrederken kahkaha atıyordum. Neyseki 10 dakika falan sürdü. Deniz otobüsü ile geçerim dedim. Bir de ne öğreneyim? Kadıköyde miting varmış. Yollar trafiğe kapanmış.
Bakırköyde Cookshopta buluşalım dedim. En rahat bulabileceğim yer orasıydı. Binbir zahmetle vardım Bakırköye. Yolda herşeye sinirliydim. Kendime, yollara, İlkaya, Yasine... Yani problemli biri değilim, yeter ki iyi niyet olsun. Karşı tarafın şartları uymazsa ben zorlarım gerekirse uydururum kendimi. Ama özellikle bu Pazar çok zordu. Zaten telaşımız vardı vs vs. AVM ye uğramak zorunda kaldım. Neyse, İlkayı ve çocukları ve hep iyi niyetli, hep nazik Yasini görünce
sinirim geçti. Tabii öncesinde 5-10 dakika bekledim colamı da içtim o
yüzden iyileştim ha ha ha :) Ama o minik kızı görmek için yollara düşmeye değerdi. Bunu da söyleyeyim. :)
Bu hediyenin biraz komik bir hikayesi var. Paketin içinde fular var. Benim C&A da gördüğüm ve paylaştığım bir resimdi. Bir pazar günü telefonum çaldı. Ekranda İlkayın eşinin cep nosu. Açmayacaktım aslında, çocuklar oyun oynarken yanlışlıkla olmuştur diye düşündüm. Yine de bir ihtimal açayım dedim. Telefonun ucunda İlkay. Şaşırdım. Bilenler bilir İlkay ve telefon nadiren bir araya gelen iki kelimedir :) Gülüştük karşılıklı önce, sebepsiz. Sonra da bunu satın alıp almadığımı sordu İlkay. Almadığımı söyledim. Netice bu :) 3 te 2 yaptı İkay'cım o gün ;)
İlkay bir şey yemiyor. Buradan duyuruyorum :)) Öyle hiç bir şey yapmadan
incecik, gencecik görünüyorum hikaye :P Tamam evde sıkı bir kahvaltı etmiş
olabilir ama gözümün önünde yemedi. Dolayısıyla ben yemedi sayıyorum.
:) Cookshop'tan kalkıp, başka bir mekana gittik. Oranın özelliği İlkay ve Yasinin ilk çıktıkları yer olmasıymış. Çocuklarla rahatça gidilebilecek hoş, sıcak bir cafe-çay bahçesi. Sanırım bu da bana bir level atlattı. Değil mi İlkay? :)
Ben bunu içtim ama resim başka bir arkadaş buluşmasından :)
Aslında ben sade ve sadece Rananın ne kadar tatlı olduğundan bahsebedilirim saatlerce :) Kucağıma aldım biraz dönerken. Hiç sesi çıkmadı. Gezmeyi sevdiğini buradan anladım. Hiç öyle yabancı biriymiş falan takmadı. Anasının kızı olduğu herhalinden belli olan Rana'nın kola tutkusu var. Benim içtiğim kolanın kutusu ile oynarken, kalan son damlayı içmeyi başardı kaşla göz arasında. Annesinin yorumuna ise koptum. 'Afferin kızım bu yaşta cola da içiyorsun' zannedersin çocuk alkole falan başladı :) Ama İlkayın anlatmalarından ve gördüklerimden anladım ki bu kız çok çektirecek hepsine. En küçüğü kan kırmızı dediklerinden. Güzelliğinden bahsetmiyorum bile...
Dediğim gibi İlkayla o kadar olaylı oluyor ki görüşmelerimiz. Herkesin dikkatini çeker oldu artık. Neden bu kadar zorluyorsun dediklerinde ben çok üzülüyorum. Kendimi kötü hissediyorum. Arkadaşımı ve çocuklarını görmek istiyorum ve ben daha müsaitim. Bu kadar basit aslında. Buluşmalarımızın her açıdan faydalı olduğunu düşünüyorum. Ben level atlıyorum, İlkay'da kendi ile ilgili gerçekleri objektif bir gözden öğreniyor. :) İlkayı 2009'dan beri takip eden biri olarak, bir kez daha değeri hakkında uyandırdım İlkayı :) Artık güller açınca Çatı Katı ailesini rezidansımıza bekliyorum :) Ama kesin o gün fırtına çıkar, ansızın misafir gelir ve bütün planlarımı suya düşer. Bir okuyup üfleteceğim ben kendimi de, İlkayı da bir ara ha ha :)
Yazıya eklemek için fotoğraf baktım ama farkettim ki Ranadan başka bir şey çekmemişim :)