31 Aralık 2010 Cuma

Hadi bari eksik kalmayayım :) İyi seneler herkese :)

 

Benim yeni yıl şarkım budur :) Herkese mutlu, huzurlu, sağlıklı iyi bir yıl diliyorum.....
Devamını Oku

30 Aralık 2010 Perşembe

Eski anahtarlar ne işe yarar?

Uzakdoğu sevenleri saran bir dizi var şu aralar Secret Garden. İzlemeyeni dövüyorlar gibi bir şey :) Neyse bu konuyla alakası olmayan siz değerli blogdaşlarımın ilgisini dizideki başka bir şeye çekmek istiyorum. Var mıdır evinizde kullanmadığınız nereye ait olduğunu bilmediğiniz anahtarlar? Ne yapacağınızı kestiremediğiniz? Giysilerinizde değerlendirmeye ne dersiniz? Mümkün müdür? Bilmem. Bunlar büyük ihtimal gerçek anahtar değil. Anahtar görünümlü güpür mü? Bir şey işte ama çok ilginç buldum ben. Görün istedim. Nasıl sizce?



Devamını Oku

29 Aralık 2010 Çarşamba

Tantitoni'den Renkli Bardaklar


Önceki gün internette dolaşırken bu bardakları gördüm tesadüfen Tantitoni web sitesinde. Optimumda mağazaları olduğunu hatırladım. Ne zaman Optimuma gitsem uğramadan geçmediğim bir mağazadır.  Çok beğendim bu bardakları. Görür, görmez içim açıldı. Gittim aldım. Çok güzelller. Rengârenk :)
Devamını Oku

28 Aralık 2010 Salı

-- Yardım-- Hangi nemlendirici?

Kızlar şimdi kafam karıştı. Daha önce nemlendirici almıştım hatta satıcı kızın gazına gelip başka şeylerde almıştım. Neyse bu sefer tek nemlendirici ile çıkmayı başardım. :) Ama bu geçen sefer kullandığım değil. Oradaki estetisyen ve satış görevlisi kız, bu cilt tipinize daha uygun vs vs. dediler. Tekin Acardan aldım. Satış görevlisi, işte önce de bunu almışsınız falan dedi ama bunu - jel olanı- almadım. Cildim karma, biraz da sivilceli. En başta bu pembe nemlendirici çok memnun etmemişti beni -ilk anda- ama, sonra beğendim. Aynısını alacaktım ben ama bu da iyi gibi. Daha elimi sürmedim. Paketi açtım ama yine de geri versem mi? Hangisi daha iyi bir fikir verin ne olur...


Devamını Oku

26 Aralık 2010 Pazar

Crazy Cat Lady- Kediler mi deli ben mi? :)

Crazy Cat Lady

Çocukken oturduğumuz evin en kalt katında bahçe gibi bir yer vardı. Odunluk olarak tasarlanmış sanırım, sonra hale yola koymuşlar. Neyse, oraya kediler gelirdi. Ben de en üst kattan onları beslerdim. Neyle mi? Babamın, özenle aldığı salam, sucuk, sosis vs. şarküteriyle :) Sucukların ucundan keser, keser kedilere atardım :) O zamanlar pisi, pisi dışında muhabbetimiz yoktu kedilerle :D :D  İlerleyen yıllarda sohbet eder olduk :) Monolog aslında daha çok 'ye şunu' 'hayır sen yeme arkadaşına bırak' gibi emir sözcükleri ile ilerse de, hayvanlar sandığımızdan daha zeki bence anlıyorlar.

Bunlar sokak kedisi ama öyle kokmuş balık falan yemezler. Denedim bir kere, yüzüne bile bakmadı. Oracıkta bıraktı gitti. Bizim aile de kedi gibi balıkçıdır ben hiç sevmem. Neyse böyle kılçıkları, artıkları kaldığı zaman ben topluyorum onları. Kedilere veriyorum. Gerçi kılçık olmasına da gerek yok balığın tümünü de verebilirim ha ha ha.  (Apartman sakinlerinin gözünden nasıl göründüğüm merak ediyorum bu anlarda :P) Annemlerin gözlerinin içine bakıyorum yemesinler diye :)) Neyse sonum 'crazy cat lady' olacak kesin. Evde bir sürü kedi ile yaşayan yalnız bir kadın olacağım. İşin garibi ben korkarım hayvanlardan, severim ama dokunamam. Kısmet artık :p

Devamını Oku

24 Aralık 2010 Cuma

Strawberry Duygularımla Oynama


Sevgili Strawberry blog camiasında olsun, internet kullanan kadınlar arasında çok popüler olduğunu biliyorum. Bir kaç kez güzel alış verişlerimiz oldu senle.  Yılın bu zamanı seni en çok düşündüğüm zaman biliyorsun. Ama rica ederim duygularımla oynama :) Ben  de insanım o rengârenk rujları, kremleri görünce aklım çelinebilir. Üstelik işsizim, borçlarım bitmediği gibi aldığım ürünler de bitmedi.  Yok sizi özledik indirimi, yok bağlılık indirimi lütfen böyle şeylerle kandırma beni. Safım inanırım yalanlarına...  İlişkimizi bitirelim demiyorum ama bir süre ara verelim.         
Devamını Oku

23 Aralık 2010 Perşembe

Doğum günü kutlaması= Yaşasın yemek, içmek )

SDC12956

Burada sözünü ettiğim arkadaşımın doğum günü vesilesi ile bir araya geldik. Hafta içi bütün herkes çalıştığından, basit bir kutlama oldu. Önce yemek yedik ama kahve resmi daha hoş olduğundan ilk onu ekledim :D

SDC12928

SDC12927

En büyük sıkıntımız bir mekâna gittiğimizde elemanların algıdaki yavaşlığı ve anlayışsızlığı tabiiki.  Kırıntı Cafe de bunu aştık. Porsiyonlar büyük, büyüklüğe göre fiyatlar makul. Elemanlar zehir gibi :) Bir de dışarıda da sigara içilmese tadından yenmeyecek :)

SDC12955

Kırıntıdan çıkıp rotayı Optimumda ki Roberts Coffee'ye çevirdik. Ginseng çayı favorimdir normalde. Ben çay içtim, Nefim kahve. Kahveyle beraber pastalarımızı da yedik. Çok güldük, çok eğlendik, küçük şeylerle mutlu olduk. Buz pateni yapanları izledik. Bir gün o paten kayarken benim  kenardan izlemem konusunda sözleştik. Evlerimize dağıldık :) 

THE END :)

Devamını Oku

Çekiliş Bitti.


Merhaba söz verdiğim üzere çekilişi dün sonlandırdım. Fazlalık yorumları sildim, kendi yorumumdan hariç toplam 35 yorum var. Talihli arkadaşımı random.org ile belirledim. 17. Yorumun sahibi. 'Pinky' Sana mail gönderiyorum. Adresini verdiğin takdirde en kısa zamanda postalayacağım hediyelerini. Tebrik ederim :))


Devamını Oku

21 Aralık 2010 Salı

Koş Vatandaş Batan Geminin Malları Bunlar :)

Optimumda ikinci kattaki bir mağazada 20 Tane Claries ürünü 10 TL. Küpeler, taçlar, yüzükler. Pek bana hitap etmiyor ama sevecek birileri bulunur elbet. 26 Aralık Son gün kapanıyor mağaza. Ayakkabıcı olacakmış. Koşun, kaçırmayın :) Resimlere tıklayın büyüsün.







Devamını Oku

Mutlu Yıllar Çitlembiğim



Bugün biricik ekürim, çitlembiğim Gong Yoo 'sevdalısı' arkadaşım Miss Nefertitin doğum günü. Gongumu paylaştığım yegâne insan. Ufacık, tefecik bedeninde kocaman bir yürek, sevgi dolu bir kalp veeee kutuplardakilere bile yetecek kadar enerji taşıyan güzel kişilik :) İYİKİ DOĞDUN.. MUTLU YILLAR DİLİYORUM.. İyi tanımışım seni, her zaman pozitif enerjinle, neşenle hayatıma renk katıyorsun. Uzunnn, uzun sağlıklı ömürler diliyorum. Dua ediyorum biliyorsun umarım uzun seneler arkadaş kalırız ve dilerim allahtan birbirimizin yüzüne bakmaya sıkılacak bir durum yaşamayız hiç. Tabii sen aşkımı benden çalarsan bu sözlerimi geri alırım direk ha ha ha ha :)) Öpüyorummmm...
Devamını Oku

17 Aralık 2010 Cuma

Golden Rose176


Sarılarla yıldızımın barışmadığını bilenler bilir. Ama bunu görünce gözüme çok hoş göründü ve denemek istedim. Çok albenili, ışıltılı bir sarı.. Ancak çok zor sürdüm. 3 kat bazı tırnaklarımı - o benim beceriksizliğim tabii- bir kat daha geçtim eşit olsunlar diye :) Baz falan yok tabii altında, ya da üstünde sadece Flormar Ridge Filler kullandım altta tırnaklarım kötü durumda diye. Sevdim belki yine sürerim :)
Devamını Oku

Çekiliş sürüyor...

Arkadaşlar hem yazacak hevesim yok hem de çekiliş postunun önüne geçmesin diye yeni kayıt girmiyorum. Şansınız sürüyor. Buradan bakabilirsiniz. İyi Şanslar :)
Devamını Oku

7 Aralık 2010 Salı

Söz Verdiğim Çekiliş


Bir süre önce bahsettiğim ama pek çok sebepten ertelemek zorunda kaldığım çekilişi artık gerçekleştirme zamanı gelmiştir diye düşünüyorum. Beni izlemeye değer bulduğunuz için teşekkür ederim. Resmini çekemedim bir de DVD veriyorum arkadaşlar. İçinde Güney Kore filmleri var. Filmer: My Sasy Girl, 200 Pounds of Beauty, A Milloners First Love, Speedy Scandal, Seducing Mr. Perfect, Daisy, Baby And Me. Açık pembe ile yazılanlar dışında filmlerle ilgili bilgi almak için üstüne tıklayın. Seyhan tam kıvamında bahsetmiş filmlerden. Başka kaynağa gerek duymadım. Nasılsa onun kaynağı da benim ha ha ha. 200 Pounds of Beuty ve Seducing Mr. Perfect dışındakiler Mp4 formatlıdır alt yazılar gömülüdür. Diğerlerinde Srt dosyası içindedir. Çekiliş için şart falan gibi kelimeler kullanmayı sevmiyorum. Hiç bir şartım yok sadece istediğim iki şey var.               
  1. Yandaki elmalı resmine tıklamanız. Bir kaç saniye kalın canım ne olacak :D İstatistik programı kurulu orada eğer yorum sayısı kadar tıklama olmazsa üzülürüm.
  2. Blogger olmanız ve iletişim bilgileriniz yorumunuza eklemenizi rica ediyorum. Yani isim ya da nick, e mail adresi blog linki gibi. Tabiiki adsız yorumlar çekilişe dahil olamazlar.
Örnek: Joey Potter joey@amail.com www.kizsalmevzular.blogspot.com

Bu çekiliş de iki hafta sürsün. 21 Aralık Salı 23:00 de bitsin :D
Devamını Oku

4 Aralık 2010 Cumartesi

Düğün manikürü...

Kuzenimin düğününde kullandığım manikür. Flormar 384 Kırmızı oje ve pazardan aldığım stickerlar. Ojenin rengi çok güzel sanki böyle ateş kırmızısı. İki kat yeterli şişedeki rengi elde etmek için. Tek bir kalın kat da olur. O kadar tesadüf oldu ki ikisi de. Bu stickerları satan adam bir daha gelmedi bizim pazara. Kafası atmış, esnafa kızmış açmayacağım bir daha burada dedi. Ama, ama bu bizim ilk buluşmamız sizi bir daha ne zaman görebilirim dedim :P Erenköy pazarına gel dedi. Mağrur ve kendinden emin bir ifadeyle ha ha ha... Kapanmasına yakın gittim bir  paket daha aldım. 3 TL idi tanesi.

oje

Bu 2 resmin üzerine tıklayınca büyüyor.


Bu resmin amacı yüzüğümü göstermek :D 
Devamını Oku

Ne diyorduk?

Vefat eden kuzenimle ilgili internetteki haberlerin duyarsızlığına kızarken, benim sözlerimin de birilerini incitebileceği aklıma gelmemişti. Bilen biri anlar elbette ne demek istediğimi. Gizlim saklım yoktur kimseden. Blogum aile tarafından bilinsin istemem pek ama bulunmasın diye de özel bir çaba sarfetmedim. Güzellikleri paylaşıyorum ben burada ama insanız, bazen tanımadığın mecralarda içini dökme ihtiyacı hissedebiliyorsun... Neyse ablam aradı, ve dün, kaybettiğimiz kuzenimizle ilgili yazımın yanlış anlışılabileceği konusunda beni uyardı. Uzatmayacağım fazla kaldırdım postu. Son zamanlarda pek kasvetli oldu zaten blog. Daha neşeli postlarla döneceğim...
Devamını Oku

3 Aralık 2010 Cuma

Bir düğün sonrası, bir cenaze

İki gündür kendimle mücadele ediyorum. Etkilenmedim diyorum... Bilgisayar başında abuk sabuk şeylerle uğraşıyorum. Dizi izliyorum, izlediğimi anlamıyorum. Duyduğum her seste irkiliyorum "acil su" lazım siparişini bile yanlış anlayıp banyodan fırlıyorum. Beynimin kıvrımlarını zorluyorum yok! Bir tane güzel anımız yok beraber. Onu bırak yaşadığı süre boyunca hakkında tek bir olumlu düşüncem olmadı. Lanet olsun ben neden bu kadar üzülüyorum peki?

Halama üzülüyorum. Kimseyle konuşmazken telefonda anaa diye ağlayan sesini duyuyorum. Kendi annemi sağlam tutmaya çalışıyorum. Babanneme bir şey olur mu diyorum. Uyuyamıyorum, uyuyamayınca sinirleniyorum. Bütün aile bir üst katımızda yaşayan babannemde toplandı. Fakat fitne kadınlar böyle bir zamanda bile huzursuzluk yaratmayı başarıyorlar. O kadın ölse bile arkasından aynı şeyi söyleyeceğim KÖTÜ TOHUM!   
     
Korkardım ondan küçükken. Neden? Bilmem. Sesi, boyu posu ürkütücü gelirdi bana.. Çocukluk işte. Çok yakışıklı derlerdi. Zamanın kriterlerine göre çok yakışıklıydı gerçekten. Şimdi emekli olan erkek mankenler onun yanında sıradan kalırdı.. 80-90 lı yılların başında en şaşalı dönemini yaşadı aslında ama babannem der ki "Sel her zaman kütük getirmez. Akarken tutmak lazım." Aktı gitti bir ömür...

Bir hayatın böylece yitip gitmesi mi acaba beni en çok üzen? Bana sorarsanız kimseye verilmeyen şanslar verildi ona. Bazen sırf annesinin hatırına. Bazılarının hayal bile edemeyeceği fırsatlar geldi, geçti göz göre göre. Lüks lokantalarda yemeklerden, marka giysilerden, üstüne boşaltığı parfüm şişesinden geri de kalan annesinin emekli aylığıyla geçinmeya çalışan, yalnız orta yaşlı bir adam. Hep iyi şeyler hatırlanıyor. Ben bile söyletmiyorum üzülmeyeyim diye "sana şöyle yapmıştı" diyen annemi susturuyorum. Kör ölünce badem gözlü mü oluyor gerçekten?

İnsan böyle zamanlarda yalan haber, dedikodu vs nedir daha iyi öğreniyor. İnternetteki haberlere bakılırsa, iki gündür haber alınamayınca komşular telaşlanmış ve polis çağırmış vs. Aslı ise arkadaşları ile buluşmaya geç kalınca evine gitmişler, ses gelmeyince, telefonda içeriden çalınca telaşlanmışlar. Polise haber vermişler. Bir iki saat içinde olmuş herşey. Kalp krizi geçirmiş. Babası da aynı sebepten ölmüştü. Haberi aldığımda bir şaşırdım ama..

Haberler o kadar yanlış, duyarsız ki, bu adamın bir ailesi, çevresi vardır bilmeyenler için bu tarz bir haber nasıl etki yaratır diye düşünmüyor kimse... Emniyete ne demeli? Telefona çıkana kimsiniz diye sormadan, haberi veriyorlar.  Halama yani onun annesine direk. O kadına orada bir şey olsaydı, bunu sorumluluğunu üstlenecekler miydi? Elbette hayır! Haberlerin birinde yatağında ölü bulundu diyor. Aslı koltukta oturur vaziyette bulunduğu."Ölü bulunmak" Hiç bir cümle canımı bu kadar acıtmadı bugüne kadar. Doğru o kısmı ama insanlar tercihleri ile yaşıyor. O seçti böyle olmasını. Kaderin önüne geçemiyoruz ki... Bir diğer haberde "yaşlı adam" diyor. Ergen çocuklara yazdırıyorlar haberleri sanırım. 56 yaşındaydı "abim" Allah geride kalanlara sağlıklı, uzun ömürler versin. Şimdi herkes cenazeye gitti. Yaptığın onca şeyden sonra halama evlat acısını da yaşattın ya, alacağın olsun diyorum. Yine de kötü bir insandı diyemem. Diyemiyorum. Değildi.. Mekanın cennet olsun. Huzuru bulmuşsundur dilerim...
Devamını Oku

Pages

Blogger tarafından desteklenmektedir.

Ara ki bulasın

© 2011 Kızsal Şeyler İşte, AllRightsReserved.

Designed by ScreenWritersArena