3 Aralık 2010 Cuma

Bir düğün sonrası, bir cenaze

İki gündür kendimle mücadele ediyorum. Etkilenmedim diyorum... Bilgisayar başında abuk sabuk şeylerle uğraşıyorum. Dizi izliyorum, izlediğimi anlamıyorum. Duyduğum her seste irkiliyorum "acil su" lazım siparişini bile yanlış anlayıp banyodan fırlıyorum. Beynimin kıvrımlarını zorluyorum yok! Bir tane güzel anımız yok beraber. Onu bırak yaşadığı süre boyunca hakkında tek bir olumlu düşüncem olmadı. Lanet olsun ben neden bu kadar üzülüyorum peki?

Halama üzülüyorum. Kimseyle konuşmazken telefonda anaa diye ağlayan sesini duyuyorum. Kendi annemi sağlam tutmaya çalışıyorum. Babanneme bir şey olur mu diyorum. Uyuyamıyorum, uyuyamayınca sinirleniyorum. Bütün aile bir üst katımızda yaşayan babannemde toplandı. Fakat fitne kadınlar böyle bir zamanda bile huzursuzluk yaratmayı başarıyorlar. O kadın ölse bile arkasından aynı şeyi söyleyeceğim KÖTÜ TOHUM!   
     
Korkardım ondan küçükken. Neden? Bilmem. Sesi, boyu posu ürkütücü gelirdi bana.. Çocukluk işte. Çok yakışıklı derlerdi. Zamanın kriterlerine göre çok yakışıklıydı gerçekten. Şimdi emekli olan erkek mankenler onun yanında sıradan kalırdı.. 80-90 lı yılların başında en şaşalı dönemini yaşadı aslında ama babannem der ki "Sel her zaman kütük getirmez. Akarken tutmak lazım." Aktı gitti bir ömür...

Bir hayatın böylece yitip gitmesi mi acaba beni en çok üzen? Bana sorarsanız kimseye verilmeyen şanslar verildi ona. Bazen sırf annesinin hatırına. Bazılarının hayal bile edemeyeceği fırsatlar geldi, geçti göz göre göre. Lüks lokantalarda yemeklerden, marka giysilerden, üstüne boşaltığı parfüm şişesinden geri de kalan annesinin emekli aylığıyla geçinmeya çalışan, yalnız orta yaşlı bir adam. Hep iyi şeyler hatırlanıyor. Ben bile söyletmiyorum üzülmeyeyim diye "sana şöyle yapmıştı" diyen annemi susturuyorum. Kör ölünce badem gözlü mü oluyor gerçekten?

İnsan böyle zamanlarda yalan haber, dedikodu vs nedir daha iyi öğreniyor. İnternetteki haberlere bakılırsa, iki gündür haber alınamayınca komşular telaşlanmış ve polis çağırmış vs. Aslı ise arkadaşları ile buluşmaya geç kalınca evine gitmişler, ses gelmeyince, telefonda içeriden çalınca telaşlanmışlar. Polise haber vermişler. Bir iki saat içinde olmuş herşey. Kalp krizi geçirmiş. Babası da aynı sebepten ölmüştü. Haberi aldığımda bir şaşırdım ama..

Haberler o kadar yanlış, duyarsız ki, bu adamın bir ailesi, çevresi vardır bilmeyenler için bu tarz bir haber nasıl etki yaratır diye düşünmüyor kimse... Emniyete ne demeli? Telefona çıkana kimsiniz diye sormadan, haberi veriyorlar.  Halama yani onun annesine direk. O kadına orada bir şey olsaydı, bunu sorumluluğunu üstlenecekler miydi? Elbette hayır! Haberlerin birinde yatağında ölü bulundu diyor. Aslı koltukta oturur vaziyette bulunduğu."Ölü bulunmak" Hiç bir cümle canımı bu kadar acıtmadı bugüne kadar. Doğru o kısmı ama insanlar tercihleri ile yaşıyor. O seçti böyle olmasını. Kaderin önüne geçemiyoruz ki... Bir diğer haberde "yaşlı adam" diyor. Ergen çocuklara yazdırıyorlar haberleri sanırım. 56 yaşındaydı "abim" Allah geride kalanlara sağlıklı, uzun ömürler versin. Şimdi herkes cenazeye gitti. Yaptığın onca şeyden sonra halama evlat acısını da yaşattın ya, alacağın olsun diyorum. Yine de kötü bir insandı diyemem. Diyemiyorum. Değildi.. Mekanın cennet olsun. Huzuru bulmuşsundur dilerim...

4 yorum:

youknow dedi ki...

yazın beni ağlattı sanki seninle yasadım herseyi basın sagolsun bence cenazeye gitmeliydin her ne kadar kötü de olsa

tarih84 dedi ki...

mekanı cennet olsun, ne diyelimki, üzülmen çok doğa sonuçta ölüm en gerçek şey.insan cami önünden geçerken bile bir cenaze görse etkileniyor, hayatın gerçekliğini yeniden kavrıyor, belki ölen bir katil ve onlarca cana kıydı bilinmeyene bir de saygı duruşu yapıp fatihasını eksik etmiyor, bu ise bambaşka her ne kadar yakın olamamışsanız da yakının birisini kaybettin.allah sabır versin tüm aileye.

nehircce dedi ki...

Başın sağolsun :(

Joey Potter dedi ki...

Youknow: Üzüldüm ağlamana teşekkür ederim sen sağol. Ama cenazeye gidemezdim hem yüreğim kaldırmaz hem de evde durmam gerekiyordu. Bize de gelen oluyordu, arayan oluyordu falan.

Tarih: Doğru diyorsun canım. İnsanın içi acıyor ne de olsa akraba işte. Çocukluğumdan bir figürdü o da. Eksildi gitti. Amin canım.

Nehirce: Siz sağolun.

Pages

Blogger tarafından desteklenmektedir.

Ara ki bulasın

© 2011 Kızsal Şeyler İşte, AllRightsReserved.

Designed by ScreenWritersArena